çok mutsuzum lan. sanki yaşam enerjim çekilmiş çekilmiş sonunda yok olmuş gibi. geri gelir di mi. umarım gelir. böyle amaçsız, böyle mutsuz, böyle saçma hissetmek hiç yaramıyo bana. ne yapsam eskiye dönemiycekmişim gibi geliyo. ama dönmem lazım. böle yaşanır mı salak gibi. ı ıh. sadece "o"nu suçliycak kadar acımasız değilim neyse ki. ama onun da etkisi azımsanamaz hani.
yok ya içimi dökmek falan da işe yaramadı. yine de döktüm. buyrun.
"unintended"
sen de fark ettin di mi. mutluluk ve mutsuzluk arasındaki o çekişmeyi. ikisi de kendini aynı an içine sıkıştırmaya çalışırken, birinin mutlaka galip gelişini. ama yenilenin hırslanıp, bi sonraki anı ele geçirmeye çalışışını.
işte bi an mutlu olup, sonra birden mutsuzlaşmak onlara bağlı değil mi sanki. sen ne istersen yap, kimle istersen ol. onların çekişmesinde hakem olabilecek kadar tecrübeli olamazsın hiç.
bu yazıyı yazarken ben, wish you were here çalmaya başladı. işte bana bi mutlu olma nedeni daha. veya tam tersi. bu sefer hangisi galip gelecek.

how i wish, how i wish you were here.
we're just two lost souls swimming in a fish bowl,
year after year,
running over the same old ground.
what have we found?
the same old fears.
wish you were here.
biliyorum. biz senle elmanın iki yarısı falan değildik. birbirimize bakıp elma olmanın ne denli güzel olduğunu düşünürdük sadece. solgunluğumuz veya birimizin daha kırmızı oluşu.. bunları önemsemezdik. işte belki de en çok bu yüzden mutlu olmak için birbirimizden başka hiçbi şeye ihtiyacımız yoktu.
bu formatta bi yazı olmicaktı bu ama ona dönüştü birden. sevgiler ki.
işte bi an mutlu olup, sonra birden mutsuzlaşmak onlara bağlı değil mi sanki. sen ne istersen yap, kimle istersen ol. onların çekişmesinde hakem olabilecek kadar tecrübeli olamazsın hiç.
bu yazıyı yazarken ben, wish you were here çalmaya başladı. işte bana bi mutlu olma nedeni daha. veya tam tersi. bu sefer hangisi galip gelecek.

how i wish, how i wish you were here.
we're just two lost souls swimming in a fish bowl,
year after year,
running over the same old ground.
what have we found?
the same old fears.
wish you were here.
biliyorum. biz senle elmanın iki yarısı falan değildik. birbirimize bakıp elma olmanın ne denli güzel olduğunu düşünürdük sadece. solgunluğumuz veya birimizin daha kırmızı oluşu.. bunları önemsemezdik. işte belki de en çok bu yüzden mutlu olmak için birbirimizden başka hiçbi şeye ihtiyacımız yoktu.
bu formatta bi yazı olmicaktı bu ama ona dönüştü birden. sevgiler ki.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)