header-photo

kaburga

nasihat vericem sana blog hazır mısın. bak çok sık başına gelmez. kalem kağıt çıkar not al. hahaha diye güldüğünü duyar gibiyim. evet esprili bi kişiliğim var napiyim.. şimdi senin bi sürü arkadaşın falan var ya. ama hani bazısı ayrıdır kalbinde. evet kırosun sen içinde biraz. bi türlü atlatamadın bu durumu. neyse işte onları görünce.. şu çok sevdiklerini, böyle yanağını uzatıp muck sesi çıkarma olur mu. ne o öle yapmacık yapmacık. ee napiyim diyosun di mi? sonuçta toplumumuz muck sesi çıkarmakta ısrarcı. sevgili blog sen boş ver toplumun çıkardığı sesleri falan. illa bi ses çıkarmak istiyosan. sarıl o güzel insanlara. öyle sıkı sarıl ki kaburgalarından gelen sesleri duyalım. tamam abarttım. sarılınca pek ses çıkmaz tabii. olsun ya takma sen bunları. muck sesinden iyidir her türlü..
sana ne lan diyosun belki de, istediğim gibi gösteririm sevgimi. sen de haklısın ama nasihat vercem dedim ve verdim. üstüme gelme bu kadar. hadi git şimdi napıyosan yap..
annem hayal kurmadığımdan yakınıyor bazen. eskiden böyle değilmişim ben. hayallerim, inandıklarım varmış. ne kadar haklı aslında düşününce. ilk söylediğinde savunma mekanizmam devreye girmişti, bir kenara atmıştım tüm o sözlerini. tam tozlanmaya yüz tutmuşlardı ki.. yeniden çıkarıp baktım da.. ne kadar haklı. gerçekten..
ben eskiden hayal kurardım. hem de çoğu imkansız şeylerdi hayallerimin. ama daha mutluymuşum öyle. hayal dünyam beni sarıp sarmalıyabiliyormuş yalnız kaldığım zamanlarda. şimdiyse öyle mi.. hayal olmazsa hayal kırıklığı  da olmaz dedi birileri. inanıp peşlerinden gitmişim meğer. hayal olmazsa hayal kırıklığı olmaz belki ama bu sefer de içimde kırılmaya başlayan bir şeyler var. onları ne yapacağız peki?
bazen hastalıklı bir yapım olduğunu düşünmüyor değilim. arkadaşlar, daha da önemlisi dostlar mevzu bahisse eğer. ne yapacağım belli olmuyor. bazen ılımlı yaklaştığım bi konuyla ilgili aniden patlayabiliyorm. dedim ya. bu da benim hassas noktam. hepimizin hassas noktaları yok mu sanki.. deyip geçiştiremiyorum. ama neyse ki etrafımda anlayışlı insanlar var. belki de böyle olduklarından bu kadar seviyorum onları, bu kadar yakınlarıma yaklaştırabiliyorum. aslında hepimizin çelik yelekleri yok mu sanki. kurşun bile işlemiyor izin vermezsek ama en güzeli isteğimizde çıkarmak o yeleği. bi kenara koymak ve o insana güvendiğimiz sürece de hiç giymemek. çok yanlış yaptım hayatta. hala da yapıyorum. ama neyse ki çelik yeleğimi bıraktığımda kenara, çok pişman olmadım. insanları tanıyabiliyorum galiba artık. yani biraz da olsa. en azından hala güvenebiliyorum, şans verebiliyorum.. hala güvenimi sarsmayanlar var çünkü. sizi seviyorum. hep sevmeyi umuyorum..