header-photo

jelibon

nerde o eski bayramlar triplerine girmek gibi bi niyetim yok. hele ki bu cümleyi kuranların bayramları gerçekten şimdikinden uçurumlarla ayrılmışken. aslında insanların bayramda ne yaptıklarını sordukça kendi bayramımın ne kadar tatsız tutsuz olduğunu daha iyi anlıyorum.

çocukken ben, halama giderdik. çok güzel gelirdi bu bana.hem de çok heyecanlı olurdum bayram geldiği için. tüm aile bir arada falan. mis gibi.
şimdi ise yine halama gidiyoruz. ve yine tüm aile bir arada ama eksik bi şeyler var. o eksik şeyi insan veya mekan olarak tanımlamaya çalıştığımdan yanılıyormuşum meğer.eksikliğin kaynağı benim çocuk olmammış.

eskiden hani küçücük şeyler gözümüze kocaman görünürdü ya. büyüdükçe o küçücükler de büyüdü. kocaman oldu.
sanırım bizle birlikte büyüyen o şeyler yüzünden eski tadını alamıyorum bayramların. sorunlar arttı, gittikçe de artıyo bi hayli ivmeli bi halde. hayaller küçüldü ve yine aynı ivmeyle küçüldü hem de. sonuçta ne oldu? biz büyüdük. demek ki neymiş. bayram çocukken güzelmiş. çocukluğunuzdaki bayramların tadını yakalayabildiğiniz bayramlara diliyorum öyleyse size ey ahali!

ha bi de.. nerde ki o eski bayramlar?

dolunay var bugün



hiç değişmiyorum ben. tabii dışardan belki öle görünmüyo olabilir. ama kendi değişimimi fark edemiyorum.

hala camdan bakıp gelen geçeni seyretmeye bayılıyorum mesela
hala bağırarak konuşuyorum ama bunu fark edemiyorum
hala aynı şeyleri giymek sıkmıyo beni hatta hoşuma bile gidiyo
hala tırnaklarımı yiyorum
hala aynaya bakmayı seviyorum
hala geç yatmayı marifet sayıyorum
hala dostlarım sonsuza dek yanımda kalacak gibi geliyo
hala odamı toplamadığım için annemle kavga edebiliyorum
hala otobüste insanları süzen insanları süzüyorum
hala kıskancım
hala çok zor ağlıyorum
hala köpek alma hayalleri kuruyorum
hala bi müzik aleti çalmak istiyorum
hala mutsuzken mutlu gibi yapabiliyorum
hala ne istediğimi bilmiyorum
hala denize gidince kumu kazıp su çıkartıyorum..




böle uzar gider bunlar..

hep aynıydım ben işte. değişim beni o kadar zorluyo ki.. ama herkes değişir di mi. elinde olarak ya da olmadan. belki o kadar da kötü bi şey deildir?

not: listeye bi şey eklemek isteyen varsa çekinmesin :)

hı?

hayatındaki insanlara güveniyo musun?

güvendiklerin varsa aralarında, ne kadar bi güven duygusu bahsettiğimiz?

yüzde yüz güvenirim lan yer yarılsa da bu insan benim kötülüğümü düşünmez, arkamdan konuşmaz, kuyumu kazmaz, yalan söylemez veya bunlara benzeyen biçok saçmalığı yapmaz diyebileceğin biri ya da birileri var mı hayatında?

eğer yoksa; üzgünüm ama ters giden bi şeyler var sanki. anne baba dışında hayatına soktuğun hatta merkezleşen kimseler yok mu şimdi ?

aslında anlaşılabilir bi şey biliyo musun.. olabilir yani. hatta en doğrusu bile olabilir. güvenmemek bi savunma mekanizması bana kalırsa ve bunu delememiş olabilirisn.
ama olmuyo mu ya? hani gardının düştüğü, yanında kedi gibi olduğun ya da deli gibi kavga edip sonra hiçbi şey olmamış gibi yaptığın, barışmak için kelimelere ihtiyaç duymadığın çünkü küs kalmanın seni bitirdiği, seni senden iyi bilen, gören, duyan, seven.. bi kişi bile yok mu?

hadi git o kişiyi bul diyecek durumda değilim emin ol ki. sadece onu bulup sonra da kazık yediğindeki psikoloji ilgilendiğim. yersen..


neyse ben kendimi deşifre etmiyim sevgili blog. bi ara konuşuruz. bye.