sorgu
ben ne zamandır, hadi onu boşverdim de.. ne sebeple bu kadar mutsuzum? gercekten de ben neden bu kadar mutsuzum? hele ki her şey bu kadar yolundayken ya da öyle görünürken. ben ne zamandır bu kadar umutsuzum? esas soru bu olmalı galiba. umutsuzluktan hep bunlar. hayaller bile bu kadar flu iken gerceklerini yaşamak beni çok zorluyor. ben ne zamandır bu kadar uzağım kendime? neden hiç anlaşamıyoruz biz? burası çalıştığım yerden geldi bak. çünkü dinlemiyorum ben. herkesi dinliyorum, dinliyorum da bı kendimi dinlemiyorum ben. bazen dinler(miş) gibi yapıyorum sadece. ama o sayılmaz zaten. çok sıkılıyorum bu taşınması gerekenlerden. rollerden çok sıkılıyorum. egolardan çok rahatsız oluyorum. bu kadar mutsuzluğun en büyük sebeplerinden o çünkü. kendi egomu da yok etmek istiyorum ama o kadar mutsuzum ki.. o kadar isteksizim ki yasamaya kolumu bile kaldıramıyorum bazen. hayata dahil olacağım diye odum kopuyor çünkü, ondan. egolar olmasa sevimsiz hayatlarımıza takılıp kalmazdik oysa. burda kalma sebebi hep bı hesap verme ya da o ne der korkusu değil de ne? ne ya gercekten ne? bu icinden çıkılmaz hengâmede boşluklardan boşluk beğenmek niye? boşlukları doldurmak istiyorum artık.. hayatta kalmak için daha çok sebep istiyorum. biliyorum az değil, hele ki kolay hiç değil. ama en azından istiyorum.. ne istediğimi bir süre de olsa biliyorum. lütfen artık ikilemlerimde boğulmayayım ben. lütfen artık sabah uyandığımda -en azından bazı günler-yasamak güzelmiş gibi gelsin. lütfen..
skt
ne zaman umut gitmeye karar verse, durdurmak lazım. iyisi mi yenilik yapalım. saçımızı boyatalım mesela, yok olmadı mı alış veriş yapalım. ya da yeni bi insana sığınalım. o değil de hayat en çok insanlar konusunda yanıltmıyor mu. ciddi bir konu bu sanki. insanlar mı çok yanıltır, biz mi yanılmaya meğilli? yoksa aslında görmüyoruz da bakıyor muyuz. nasıl en başa dönülür ki? o kadar yol almışken nasıl hoop sil baştan? inan midem kaldırmıyor bazen. çünkü yeni değil. o yüzden umutlu da değil zaten. eskiden beri hep aynı. birileri geliyor ve gidiyor. gitmeseler ya? çok mu zor iki insanın birbirine katlanışları? çok mu dramatik birinin aldırmaması.
gerçekten, yürekten söylemiştim o "gitmeseler ya"yı. çünkü geriye bakınca her bir zerresi acı vermeye başlıyor. önce fark ettirmiyor. her şey aynı gibi. ama sonra o anılar var ya hani kafanı dolduran. aman da aman gelince gitmek bilmiyorlar.
iste iste, çok iste. elinden gelenin en iyisini yap. hani hayatta hep en iyisini yaparız ya. "elimden gelenin en iyisini yaptım." biliyor musun bazen en iyisini de yapsan olmuyor, olamıyor.
farkında değiliz ama üzerlerimizde yazan son kullanma tarihleri var bence.
kutularımıza bakıp çöpe atıyorlar. ee haklılar. zehirlenmemek herkesin hakkı.
dikkat edin siz de atın. aman ha!
gerçekten, yürekten söylemiştim o "gitmeseler ya"yı. çünkü geriye bakınca her bir zerresi acı vermeye başlıyor. önce fark ettirmiyor. her şey aynı gibi. ama sonra o anılar var ya hani kafanı dolduran. aman da aman gelince gitmek bilmiyorlar.
iste iste, çok iste. elinden gelenin en iyisini yap. hani hayatta hep en iyisini yaparız ya. "elimden gelenin en iyisini yaptım." biliyor musun bazen en iyisini de yapsan olmuyor, olamıyor.
farkında değiliz ama üzerlerimizde yazan son kullanma tarihleri var bence.
kutularımıza bakıp çöpe atıyorlar. ee haklılar. zehirlenmemek herkesin hakkı.
dikkat edin siz de atın. aman ha!
çaresiz kalır da insan. bu kadar da kalmaz. bu kadar da ne yapacağını bilememezlik.. garip değil mi gerçekten. o da insan. senin gibi. benim gibi..
çaresiz kalır da insan.. bu kadar da değil. bu kadar soru işareti neden, niye, kime?
nasılsa almak istediğimiz cevaplar yoksa onun anlamı da yok. nasılsa hayaller hep tersine.
çaresiz kalır da insan.. bu kadar da değil. bu kadar soru işareti neden, niye, kime?
nasılsa almak istediğimiz cevaplar yoksa onun anlamı da yok. nasılsa hayaller hep tersine.
yok, olmazdı
hiç görmemiş olmayı isterdim seni.. hiç görmemiş, hiç bilmemiş..
ama seni bilmeden yalnızlığı anlayamazdım ki.bilmeden hissedemezdim ki seni.
ne yokluğunu çekebilirdim derinlerime ne de yokluğuna alışmanın zorluğunu..
yalnızlığı anlayamazdım ki sen olmadan, güçlenemezdim ki..
ama seni bilmeden yalnızlığı anlayamazdım ki.bilmeden hissedemezdim ki seni.
ne yokluğunu çekebilirdim derinlerime ne de yokluğuna alışmanın zorluğunu..
yalnızlığı anlayamazdım ki sen olmadan, güçlenemezdim ki..
eskiden sınavdan düşük not alınca kalbim sıkışırdı sanki, mideme de bir haller olurdu. o notu babama nasıl açıklayacağımı kurar kurar durudum. gerçi söylediğimde hiç savunamazdım kendimi. "ama baba yaa herkes kötü aldı.". bu cümlenin üzerine "en yüksek not kaç" sorusu ya yalana sevk ederdi beni ya da mağlubiyet ağlak ağlak odama yollanmama sebep olurdu.
yani eskiden, yani küçükken biz, en büyük korkum buydu. şimdiki korkularımın yanında bu ne kadar minicik kalıyorsa da; o zamanlar dünyanın en büyük derdi bendeydi o notla, emindim.
şimdi de dertlerim var. ama biliyorum dünyanın en dertlisi değilim. bunu bilsem de öyleymişçesine üzülebiliyorum bazı bazı. demek ki seneler çok da bir şey katmıyor bilinç altımıza.
ayrıca çalışmanın şu ana kadar bana söylettiği en önemli cümle: kısa yoldan nasıl para kazanırım of, böyle hayat mı geçer!
yani eskiden, yani küçükken biz, en büyük korkum buydu. şimdiki korkularımın yanında bu ne kadar minicik kalıyorsa da; o zamanlar dünyanın en büyük derdi bendeydi o notla, emindim.
şimdi de dertlerim var. ama biliyorum dünyanın en dertlisi değilim. bunu bilsem de öyleymişçesine üzülebiliyorum bazı bazı. demek ki seneler çok da bir şey katmıyor bilinç altımıza.
ayrıca çalışmanın şu ana kadar bana söylettiği en önemli cümle: kısa yoldan nasıl para kazanırım of, böyle hayat mı geçer!
değişik yani. insan senelerdir aynı şeyi yapınca, yapmamaya alışması zormuş. öğrencilik bahsettiğim. sen napıyosun dendiğinde napiyim ben de öğrenciyim işte cevabını karşı taraf çok da kurcalamazdı sanki. he öğrenciymiş derdi. daha masumduk gibi. daha az sorgularlardı. alışamadım hala çalışan insan olmaya falan.
etrafıma bakıyorum da. şimdiyse herkes savruluyor. kimi isteyerek kimi istemeden. kimiyse yerli yerindeyken dahi fikren yok ortalıkta. değişik yani. her şey daha bilinmez. ve bilinmezler hep korkutucudur. biliyorum bu bana has değil. kim karanlıkta yürümeyi aydınlığa tercih eder ki. karanlık çekici olsa da korkutucudur. bilinmezdir çünkü.
ne anlatmaya çalıştığımı bilmiyorum bu yazı ile. öyle yani. ben de savruldum, savruluyorum. kimse de tutmuyor. zaten kimse de bilmiyor. ve hatta bilmesin de. bilse de yapılacak bir şey yok zaten.
herkes bir yerlerde. herkes kendi halinde. ve en mühimi ise herkes kendi derdinde. zaten kendi derdinden çıkıp senin derdine düşen insanı hiç bırakma. bırakma gerçekten. hiç bırakma.
etrafıma bakıyorum da. şimdiyse herkes savruluyor. kimi isteyerek kimi istemeden. kimiyse yerli yerindeyken dahi fikren yok ortalıkta. değişik yani. her şey daha bilinmez. ve bilinmezler hep korkutucudur. biliyorum bu bana has değil. kim karanlıkta yürümeyi aydınlığa tercih eder ki. karanlık çekici olsa da korkutucudur. bilinmezdir çünkü.
ne anlatmaya çalıştığımı bilmiyorum bu yazı ile. öyle yani. ben de savruldum, savruluyorum. kimse de tutmuyor. zaten kimse de bilmiyor. ve hatta bilmesin de. bilse de yapılacak bir şey yok zaten.
herkes bir yerlerde. herkes kendi halinde. ve en mühimi ise herkes kendi derdinde. zaten kendi derdinden çıkıp senin derdine düşen insanı hiç bırakma. bırakma gerçekten. hiç bırakma.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)